“Hakkari’ye 20’li yaşlarımdan beri gitmek istiyordum…” diye başladı hikayem. Gençliğin o bitmek bilmeyen merakı, haritalarda gördüğüm o sarp zirvelere, adı destanlarda geçen o vadilere karşı içimde hep bir boşluk yaratmıştı. Yıllar geçti, hayatın koşturmacası araya girdi ama o dağların çağrısı hiç susmadı. Nihayet, Northa Travel ile yola çıktığımda, aslında sadece bir şehre değil, gençliğimden beri ertelediğim o büyük hayale doğru yürüdüğümü anladım. Van Gölü kıyısında, güneşin ilk ışıklarıyla yaptığımız o efsanevi kahvaltı, sanki bu uzun bekleyişin mükafatı gibiydi. Ama asıl o büyük buluşma, Hakkari’nin virajlı yollarını aşıp Cilo’nun buzullarına yaklaştığımda gerçekleşti.
Yıllarca uzaktan hayal ettiğim o zirveler artık sadece bir manzara değil, ayaklarımın altındaki toprak, ciğerlerime dolan o keskin dağ havasıydı. Mehmet Kuşman Amca’nın kadim Urartu dilindeki ezgilerini dinlerken, zamanın nasıl da akıp gittiğini, ama bu coğrafyanın nasıl da değişmeden kaldığını düşündüm. Yer sofrasında içilen o kara demlik çayın tadı, 20’li yaşlarımda kurduğum hayallerden çok daha güzeldi. Dağların arasında yankılanan türküler, bir köy düğününün o samimi neşesi, yerel yürüyüş rehberimizle buzul göllerine doğru attığımız her adım… Hepsi, gençliğimde kurduğum o hayalin çok daha ötesinde, gerçek ve yaşayan bir hikayeye dönüştü.
Hakkari, sandığım gibi sadece zorlu bir coğrafya değilmiş; insanın içine işleyen, dönünce bile zihninizde o dağların silüetini bırakan bir “yuva”ymış. Northa ile yaptığımız bu yolculukta, o 20’li yaşlardaki heyecanımı yeniden buldum. Şimdi arkama dönüp o dağlara baktığımda, artık sadece uzaktan hayal etmiyorum; o zirvelere dokundum, o buzulların serinliğini hissettim ve o toprakların türküsüne halayda eşlik ettim. Eğer siz de uzun yıllardır ertelediğiniz bir “Hakkari hayali” taşıyorsanız, bilin ki o dağlar sizi hala bekliyor. Ve emin olun, vardığınızda hayal ettiğinizden çok daha fazlasını bulacaksınız.
Hakkari 20’li Yaşlarımdan Beri O Dağlara Bakıyordum
Hakkari 20’li Yaşlarımdan Beri O Dağlara Bakıyordum